Blog

Hatay Mutfağı

Hatay; M.Ö 9. binyıldan başladığı tahmin edilen tarihinden  günümüze kadar uygarlıklara ev sahipliği yapmış çok eski yerleşim yerlerinden bir tanesi. 186 km uzunluğunda kıyı şeridi, Akdeniz etkilerini taşıyan ılıman iklimi, Hristiyanlığın ilk kilisesi Saint Pierre, Anadolu’nun ilk camisi Habib-i Neccar ve sayısız tarih mirasına sahip. Binlerce yıldır çok çeşitli kültürlere ev sahipliği yapan bu topraklar keşfedilmeyi bekleyen çok  zengin mutfağıyla bizleri davet ediyor…

Hatay mutfağı diğer mutfaklardan bir çok yönüyle ayrılan, kendine ait notaları ve ritmi olan bir mutfak senfonisi gibi. Kulak kabartıp dinlerseniz kahvaltıdan akşam yemeğine, gece künefesine, farklı dinlerin özel gün ritüellerini yansıtan lezzetlerine kadar, kurulan her sofrada özel kültürel tatlar yakalarsınız.  Akdeniz mutfak kültürünün sebze ve zeytinyağlı etkisi çok kuvvetli. Öyle ki zeytinyağı üretilirken elde edilen “zeytin kepeği”  bile hamur yapılıp mayalanır da mis gibi “Zeytin Kepekli Ekmeği” halinde sofraya gelir. Bu ekmeği  tadarken kendinizi Tokaşlı köyünde binlerce yıllık zeytin müzesini gezerken ve Homeros’un konuştuğu zeytin ağacını dinlerken bulabilirsiniz. “Ben herkese aitim, kimseye de ait değilim. Sen gelmeden önce buradaydım. Sen gittikten sonra da burada olacağım”…

Orta Asya’dan günümüze miras gelen yoğurt, Hatay mutfağında bambaşka bir hale bürünmüş. “Tuzlu Yoğurt” olarak kahvaltı sofralarının ve yemeklerin vazgeçilmezi haline gelmiş. Hatay buğdayın anavatanı olarak anılan Mezopotamya’nın kapısıdır… Yemeklerimizde buğdayla yapılan tarifler çoktur ama Hatay’da çok özel bir halini,  acılı, kimyonlu etleri tel tel ayrılan Aşuru  tadarsınız. Et ve kebap kültürü sadece şiş kebap ve mangal geleneğinin etkisinde kalmamış. Tencere yemekleri, bol sebzeli fırın kebapları da yine farklı kültürlerin mutfağa lezzetle beraber yansımasını ifade eder. “Sürk” adı verilen küflü çökelek;, yapılışında yer alan fermantasyon süreci ve baskın tadıyla,  eşsiz bir yemek kültürü öğesi. Tandırda pişen biberli ekmek, çökelekli katıklı ekmek geleneği tamamen Hataya özgü bir lezzet…

Baharatın bu kadar çeşitli şekilde ve dengeyle kullanıldığı mutfak sayısı çok az. Hatay mutfağında baharat kullanımında dikkat çeken en önemli nokta, her yemekte çok fazla miktarda kullanılmaması. İnce bir yemek zevkinin ürünü olarak gerektiği kadar ve çok çeşitli şekillerde kullanılır. “Bir acı köfte yedik ciğerim, acı gün görmeyesiniz” der Hataylılar. Yemek sadece mutfakta değil dil, ibadet, atasözü deyimlerde hayat bulmuş. Özetle evlerde her gün kurulan tek bir sofra örneğinde bile tarih ve kültürün izlerine tanıklık edersiniz. Çok zengin mutfak kültürüne minik bir bakış attığınızda, sizi kendine bağlar da ritmine kapılır bir daha vazgeçemezsiniz.

Özel ürünlerinin hepsi bence sağlıklı beslenmede de kullanılabilecek özelliklere sahip. Bu yemekler sadece Hatay’ı bilen ve tanıyanların değil, gastronomiye değer veren herkesin sofrasında olmayı hak ediyor. Seyahat ve gastronomi meraklılarının bu kadim lezzet mirasından haberdar olmaları, uzmanlarca bilgilendirilmeleri, yerinde canlı olarak yapılışlarını görüp hikayelerini dinlemeleri gerekir. Müslüman, Yahudi, Hristiyan, Ermeni, Alevi, Sünni diye uzayıp giden mozaik yapısının, farklılıklarının altında Hataylı olma zenginliğini benimseyen bu sihirli dünyanın gastronomi kapısını aralamak heyecan verici bir deneyim olacaktır.

Hatay mutfağı aslında bir dünya mutfağı… Ve sahip olduklarıyla sadece Türkiye’de değil dünyada da bilinmeli, Unesco Gastronomi Şehirleri Ağına katılmalı. Canı gönülden destekliyorum…

ASUMAN KERKEZ

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir